Translate

10 Mayıs 2015 Pazar

SAHNESİ OLMAYAN BİR VEDA

  Bir bahar günüydü. Mart ayının bilmem kaçıncı günü. Bunu hatırlamasam da olur. İlk konuştuğumuz gündü işte. Maçtan çıkmıştık. Her maçını izlerdik biz cimbomun, koyu taraftardık. Bir arkadaşın yanında gelmiştin sen. Tanımıyordum, tanıştık. Sohbet derindi, iyi anlaşmıştık.  Çok planımız vardı, güzel şeyler yapacaktık.
  Bir kere daha sohbet ettik ve bir kere daha.. Her seferinde daha çok şey öğretmiştin bana. Ellerin titriyor demiş ve ağlamamı önermiştin. Bilmiyorum nasıl anladın ağlamaktan kaçtığımı?  En derin yaralarımı sabırla, sükunetle dinlerdin. Hem iyi dinler hem iyi konuşur hem de çok güzel gülerdin. Bilirim demez mütevazilik ederdin. En çokta bu huyunu severdim.
  Şimdi dönüp baktığımda ardıma seni tanımış olmanın zerrece pişmanlığı yok içimde. Bir yanlışlık yok bir yalnızlık var sadece. Bir söz var bildiğim;  "Nasipte olmayan düşmez heybene". Ben seni sen etmem ben seni senden de etmeyim diyen bir adamdan sonra depresyonlar, bunalımlar yaşayamazsınız. Güçlü bir kadının yaptığı gibi güzel bir şeyin sonunda aynı güzel hissi yaşar ve yolunuza bakarsınız. Eyvallah demek ağır abilik değildir. Eyvallah insan bünyesine iyi gelen hoş bir kabulleniş, s.kt.r çekiş, yol veriş ya da veda ediştir. Ne diyeyim ki reis.. Eyvallah!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder