Translate

13 Mayıs 2015 Çarşamba

SIRADANNN...

  Sonunda bir kaç satır karaladı. Dün uyuyakaldığı masanın başında oturuyordu yeniden. Her yanı tutulmuş, işe zar zor gitmişti. Yatırılması gereken faturalar olmasa işe gitmez, tüm vaktini bu masanın başında geçirirdi. İnsanlardan uzak kalmayı seviyordu. Kalabalık yerlere girmekten, fazla gürültüden ve yeni yüzlerden nefret ediyordu. Alışverişini hep aynı marketten yapıp, kahvesini hep aynı sakin mekanda içiyordu. Belki de birileri onu tanısa bunalımda olduğunu düşünürlerdi. O ise böyle mutluydu. 
  Kağıdı eline aldı ve evirip çevirdi. "Artık yeter!" diye bağırdı kendi kendine. Ve son kağıdını önüne alıp tek nefeste doldurdu. İki gecedir yazmaya uğraştığı mektubu tek nefeste yazmıştı. Sonunda mektup adresine gönderilebilir haldeydi. Bir kez daha mektubu okumak istemedi. Katladı ve zarfa koydu. Mumu söndürdü, sigarasını yaktı ve karanlığa teslim oldu. 
  " Küçük bayan. Bilirsiniz beni, tanırsınız. Hani şu yazmayı seven adam. Beni öyle çağırırdınız.. Uzun zamandır aklımda ki tek şey size bir mektup yazmaktı. Fakat öfkem o kadar fazlaydı ki. Ufak bir tartışmanın bizi süreklediği bu kocaman fırtınadan sağ salim çıka bildiniz mi merak ediyorum? Ben hala o fırtınanın içinde öfkemle baş başa oturuyorum. Lütfen öfkem sizi korkutmasın. Benim öfkem artık kendimedir. Sizin o yaşlı gözlerinizi hatırladıkça aslında fırtınaya kimin sebep olduğunu daha iyi anladım. Küçük bayan. Küçücük kalbinizi bu dev, koca, kaba saba adamın kırmasına, incitmesine izin vermeyin. Sevginizin samimiyetinden asla şüphem olmamıştır. Lakin ben bir devken siz kibar, kırılgan, küçük bir hanımefendisiniz. Bu uyumsuzluğa sizi sürükleyen bendim. Bir özür mektubu olarak kabul ediniz bunu. Ve ben sizi hiç unutmamaya söz verirken siz hafızanızdan tüm bu olup bitenleri siliniz. Sizi üzmesine izin vermeyiniz. Yaşlı gözlerinizi biraz elem ve çokça sevgiyle hatırlayacak olan adam.. Yazmayı seven adam... Hoşça kalınız.."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder